//-->

69Bayburtlum Portalı

Bayburt

sairler yurdu bayburt

AŞIKLAR OTAĞI BAYBURT

Aşıklık geleneği ilk olarak Dede Korkut ile Bayburt Coğrafyasında başlamıştır. Türklerin bilinen ilk atası olmakla beraber aynı zamanda Anadoluda bilinen ilk Ozan'dır.  navatanı Bayburt olan Aşıklık Geleneği, günümüzde Bayburt, Erzurum, Kars, Gümüşhane ve Sivas illeri başta olmak üzere Anadolunun birçok yerinde önem arzetmektedir.
Bayburt:
Dede Korkut
Bayburtlu Zihni
Bayburtlu Emrah (Erzurumlu Aşık Emrah Olarak Bilinen)
İrşadi Baba
Bayburtlu Celali
Ağlar Baba
Bayburtlu Hicrani
Bayburtlu Hilmi
Aşık Esmani
Süleyman Ruhi
Şaşkuni Baba (Aşık Emrahın Torunu)

gibi birçok önemli ismi bağrında beslemiştir. Günümüzde ise bu geleneği sürdüren yegane  aşığımız; Ali Sırrı ÇOBAN (Aşık SÜPHANİ) dir.

DEDE KORKUT
Kitabın asıl adı "Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan" dır. Anlamı Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı’dır. Kitap on iki destansı hikaye ve bir mukaddimeden oluşmuştur.

Hikayeler Kuzeydoğu Anadolu dolaylarındaki Müslüman Oğuzların hayatını anlatır. Fakat destanlar İslamiyet öncesi dönemden de izler taşımaktadır. Bu yüzden destanların oluşmasının daha erken evrelerde olduğu tahmin edilmektedir. Kitapta, Salur Kazan ve Bayındır Han gibi kahramanların, mekanın ve zamanın ortak oluşuyla ve her hikayede Dede Kokut’un ortaya çıkışıyla on iki hikaye birbirine bağlanır. Bugün elimizdeki iki nüshanın Akkoyunlu Devleti’nin çökmeye başladığı dönemlerde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Nüshalardan biri tamdır ve Almanya Dresten Kitaplığı’nda bulunmaktadır. Altı hikayenin bulunduğu eksik bir nüsha ise Vatikan’dadır.

Dede Korkut'un 570-632 yılları arasında, Hz. Muhammed zamanında yaşadığı rivayet edilmiştir. Oğuzlar'ın Kayı veya Bayat boylarından geldiği, hem geçmişten ve hem de gelecekten haber veren, “kerem sahibi bir evliya” olduğu rivayet edilmektedir. Ozanların Piri veya “Ozanların Başı” olarak da bilinen Dede Korkut'un, Peygamberimiz’in hayır duasını aldığı ve Oğuzlara İslâm dinini öğrettiği de bu rivayetlerle günümüze kadar ulaşmıştır.
Dede Korkut, tüm Türk kavimlerinin atasıdır ve dâhisidir. Türk destanlarında ve halk hikâyelerinde, Dede Korkut adına ve onun mucizevî sözlerine rastlamak her zaman mümkündür. Türk hükümdarlarının akıl hocası ve veziri olduğu bilinen Dede Korkut, bütün Türklüğün yegâne temsilcilerinden ve bugün de yaşatılmaya çalışılan atalarındandır.
Destan özellikli ve pek çok halk kahramanının mücadeleleri anlatılan Dede Korkut hikâyelerinde; güzel ve hikmetli sözler, Türkler’in tarihine ait rivayetler, han ve beyler hakkında methiyeler, Türk töresine ait pek çok konular işlenerek, iyilere methiye ve kötülere eleştiri vardır. “Dede Korkut Kitabı”nda (Dede Korkut ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan=Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı) 12 destan özellikli hikâye yer alır ve bu kitap, İslâm öncesi ve sonrasında Türkler’in yaşayışını, dilini, tarihini, edebiyatını ve kültürünü içerir. Akıcı ve halkın kullandığı Türkçe ile yazılmış olan bu kitap; gerçek bir şaheserdir. Kitapta, “Dede” ve “Ata” olarak geçen ve “Korkut Ata” olarak da bilinen Dede Korkut, Türkmen, Kazak, Özbek ve Karakalpak boyları arasında bu adlarla bilinmektedir.
Türk dünyasının bilge atası olan Dede Korkut ve onun hikâyelerinde; Türk toplumunun savaşları ve barışları ile birlikte, aile ve eğitim yapısıyla üstün ahlâk ve karakter sağlamlığı dikkati çeker.
Türk milletiyle özdeşleşmiş olan doğruluk, sözünde durmak, mukaddes değerler uğruna ölmek gibi çeşitli seciyeler, hikâyelerin ana temasıdır. Dede Korkut hikâyelerindeki tüm kahramanların aile, cemaat ve insan sevgisini ön planda tutması, millet olarak ahlâk ve yaşam anlayışımızı göstermesi bakımından önemlidir. Kahramanların çoğu gençtir ve mutlaka bir yiğitlik gösterdikten sonra ad verilir kendilerine. Pek çoğumuz biliriz, Dirse Han oğlu bir boğayı öldürünce Dede Korkut o gencin adını “Boğaç” koyar ve onu şan, şeref, mal ve rütbe ile ödüllendirir.
Dikkat edilisrse, hikâyelerde, gençliğe son derece önem verilmekte, onların, ailesine, milletine ve devletine bağlı, cesur ve çalışkan olmalarına işaret edilmektedir. Savaş, av, toy vb. eğlencelere Hz. Peygamber’e salavat getirilerek başlanması da Türk Kavimleri’nin dinî yönden şuurlu olduğunu ve devlet millet birliğinin sağlam temellere dayandığını göstermektedir.
Dede Korkut hikâyelerinde özellikle göçebe Oğuz Türkleri'nin tabiat şartlarına karşı dirençleri, düşmanlarına karşı sürekli üstünlüğü ve birlik şuurundan doğan kuvvetlilikleri dikkati çeker. Korkut Ata olarak saygı gören Dede Korkut'un hikâyeleri yaşlı ve bilginlere büyük değer verildiğini de göstermesi açısından, son derece önemlidir. Allah, doğum, din ve ölüm düşüncesi, hayatın her anında kendisini gösterir.
Bugün Dede Korkut ve onun hikâyelerinden ve destanlarımızdan alacağımız önemli dersler vardır. Fertler arasında saygı, sevgi, karşılıklı hoşgörü ve mertlik bunların başında gelmektedir. Dede Korkut aslında büyük bir vatanseverdir ve milletinin sonsuza dek güçlü ve mutlu yaşamasını gerçekleştirme mücadelesi içindedir. Hikâyelerindeki örnek şahsiyetler olan Bayındır Han, Kazan Han, Bamsı Beyrek, Boğaç Han, Selcen Hatun, Seğrek ve diğerleri toplumda olması gereken ideal insan karakterlerini temsil ederler. Bu insanlar, milleti ve vatanı için ölümü göze alan ve tüm zorlukların üstesinden gelebilen kahramanlardır. Dede Korkut, bütün Türk kavimlerinin fert fert kahraman olmasını arzu etmiş olmalı ki, hikâyelerinde zayıflığa, çaresizliğe ve ümitsizliğe yer vermemiştir.
Rivayetlere göre Onun ölümü bile evliyalığını, bilge kişiliğini göstermektedir: Çeşitli Türk boylarının kanaatine göre o, rüyasında mezarının hazırlandığını görmüş ve gittiği her yerde öleceği ona rüyasında bildirilmiştir. Seyhun Irmağı'nın Aral Gölü'ne döküldüğü yerin yakınlarında, ırmağın üzerine hırkasını sererek orada ruhunu Allah’a teslim etmiştir.
Bugün pek çok yerde onun mezarının olduğu söylenmektedir. Tıpkı Yunus Emre ve Karacaoğlan gibi milletimiz, onun mezarına da sahip çıkarak kahramanlarını kendi içinde görmek istemektedir.
Türk ve dünya edebiyatının şaheserleri arasına giren ve çeşitli tarihî filmlere de konu olan Dede Korkut Hikâyeleri, insanı ve yaşadığı dünyayı tüm özellikleriyle ele almıştır.
Dede Korkut'un yaygınlıkla bilinen hikâyeleri;
-Dirse Han Oğlu Boğaç Han
-Salur Kazan'ın Evinin Yağmalanması
-Kam Büre Beg Oğlu Bamsı Beyrek
-Kazan Beg Oğlu Uraz Beg'in Tutsak Olması
-Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
-Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı
-Kadılık Koca Oğlu Yegenek
-Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi
-Begel Oğlu Emren
-Uşun Koca Oğlu Seğrek
-Salur Kazan'ın Tutsak Olması
-Dış Oğuz'un İç Oğuz'a Asi Olması
Dede Korkut'un hayatı ve onun hikâyeleri, geçmişten geleceğe uzanan mücadelede varlığımızın, birliğimizin ve dirliğimizin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymakta, kahramanlık ruhumuzu coşkun bir üslupla dile getirmekte ve âtiye ümit ve sevgiyle bakmamızı sağlamaktadır.

BAYBURTLU ZİHNİ

1797 yılında Bayburt’ta dünyaya gelen şair Zihni’nin, Osmanlı sarayına ilk ve tek divan sunan şair olarak bilinen Zihni, “1859 yılında Trabzon’da vefat eder, çok değişik bir şair portresi ile tanınmış. Hayatı bir rüzgârın önünde savrulan yaprak gibi Osmanlı coğrafyasında dolaşmakla geçmiştir. Günümüze ulaşan üç eseri bulunmaktadır; Sergüzeştname, Divan ve Hikâye-i Garibe.

BAYBURTLU EMRAH (ERZURUMLU EMRAH OLARAK BİLİNİYOR)



İRŞADİ BABA


AĞLAR BABA



BAYBURTLU CELALİ


BAYBURTLU HİCRANİ
Bayburtlu Hicrani için eşsiz bir eser
 

1908-1970. Bayburt’un Ahpunus köyünde doğdu. Asıl adı Hacı Taştan’dır. Doğumuna ilişkin bir başka tarih ise 1906 olarak aktarılmaktadır araştırmacılar tarafından. Doğduğu köy 1961 yılına dek İspir’e bağlı olduğundan hem İspirli Hicrani hem de Bayburtlu Hicrani olarak bilinir.

18 yaşında iken, aşık olduğu komşusunun kızıyla evlendi. Sesinin güzelliğiyle yakın çevresinde tanınmaya başlayan Hicrani, 1938 yılında Bayburt’ta düzenlenen aşıklar şenliğine katıldı. Burada dönemim birçok ünlü aşığıyla tanıştı.

1939’da Aşık Nihani ile karşılaşan Aşık Hicrani, bu karşılaşmadan sonra çevrede iyice ünlendi.

Yaşamının son döneminde yakalandığı astım hastalığından sonra şiirlerini kendisi seslendiremez duruma gelen Hicrani, bu hastalıktan dolayı birçok yerde tedavi gördüyse de pek yararı olmadı.

Hecenin yanında aruz ölçüsünü de kullanan Aşık Hicrani, şiirlerinde çeşitli konuları işledi.

Aşık Hicrani’nin şiirlerinin bir bölümü, İlhan Yardımcı tarafından »Büyük Halk Şairi Bayburtlu Hicrani« (1968) adıyla yayımlandı.

 

 

Bellidir
Paylaş
EkleBunu RSS Ekle Butonu


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=